Mert Alev

Uzman Doktor
Psikiyatrist, Psikoterapist

HAKKIMDA

1979 yılında Ankara’da doğdu. 1997 yılında T.E.D. Ankara Koleji’nden, 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve 2004 yılında başladığı Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki psikiyatri uzmanlık eğitimini 2009 yılında tamamladı. Çeşitli sağlık kurumlarında sorumlu müdür olarak çalıştı.

Uzmanlık eğitimi sürecinde, anksiyete ve panik bozukluğu, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozukluğu, kaygı bozuklukları, sosyal fobi, dikkat eksikliği, uyku bozukluğu, cinsel işlev bozuklukları, çift terapisi alanlarında ve diğer psikiyatrik hastalıklar ile dirençli psikiyatrik vakaların ayaktan ve yatarak tedavi süreçlerinde aktif olarak bulundu, bilişsel davranışçı psikoterapi, destekleyici psikoterapi, grup terapileri ve psikanalitik yönelimli psikoterapi alanlarında eğitim ve süpervizyon aldı. Şizofreni ve Bipolar Affektif Bozukluğu olan hastalarda, ayaktan ve yatarak tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarında bulundu. AMATEM Kliniği’nde alkol-madde ve diğer bağımlılık tedavileri kapsamında ayaktan ve yatarak tedavi kliniklerinde çalıştı ve grup terapilerine katıldı. Uzmanlık tezini “Şizofrenide Duygu Dışavurumunun, İntihar, Depresyon, Umutsuzluk ve İçgörü ile İlişkisi” konusunda yaptı.

Bolu Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde mecburi hizmetini tamamladı. İstanbul Balıklı Rum Vakfı Hastanesi Anatolia Klinikleri’nde psikiyatri, alkol, madde ve acil kliniklerinde ve Surp Pırgic Ermeni Hastanesi Yedikule Psikiyatri Kliniği yataklı tedavi kliniğinde çalıştı. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Kulübü başkanlığı, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde asistan temsilciliği ve Türkiye Psikiyatri Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu’nda görev yaptı.

Ulusal ve Uluslararası yüzden fazla kongre, konferans ve bilimsel toplantıya katıldı. Tübitak destekli projelerde danışman ve araştırmacı olarak görev aldı, kurumsal firma çalışanlarına yönelik çeşitli eğitim faaliyetlerinde bulundu, psikoloji öğrenci ve mezunlarına yönelik eğitim faaliyetlerinde bulundu.

Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve TED Ankara Koleji Mezunları Derneği üyesidir.

Uzm.Dr.Mert Alev, 20 yıllık meslek hayatında, kayıtlı 130.000 den fazla muayene tecrübesi ile İstanbul' da danışan ve hastalarını kabul etmektedir.

İletişim: drmertalev@gmail.com

Makaleler

  • image description

    Panik Atak - Panik Bozukluğu

    Panik kelimesi Yunan Mitolojisinde yalnız yaşayan, üzgün olduğu zaman bir mağaraya kapanan, rahatsız edildiğinde çığlık atarak korkutan bir tanrının ismi olan “Pan” dan gelmektedir. Pan, vücudunun üst kısmı insan, alt kısmı keçi biçiminde olan sürüler tanrısıdır ve gerek korkunç görünümü gerekse ürkütücü çığlığı ile sürülerin, orman ve su perilerinin korku içinde kaçışmalarına yol açar.
     
    Bu bozukluk 1871’de, Da Costa tarafından askerlerde sık rastlanılan ve yoğun bir göğüs ağrısı, şiddetli çarpıntı, yapısal bozukluğun olmadığı bazı kardiyak belirtilerle giden işlevsel bir sendrom olarak “irritabl kalp” adıyla tanımlanmıştır
     
    Günümüzde, Amerikan Psikiyatri Birliği ruhsal bozuklukların tanısal sınıflandırmasına göre panik atak; dakikalar içinde doruğa ulaşan ve o sırada aşağıdaki belirtilerden dördünün (ya da daha fazlasının) ortaya çıktığı, birden yoğun bir korku ya da yoğun bir içsel sıkın­tının bastırdığı bir durumdur:

    1. Çarpıntı, kalbin küt küt atması ya da kalp hızının artması.
    2. Terleme
    3. Titreme ya da sarsılma.
    4. Soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma duyumu.
    5. Soluğun tıkandığı duyumu.
    6. Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma.
    7. Bulantı ya da karın ağrısı.
    8. Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma duyumu.
    9. Titreme, üşüme, ürperme ya da ateş basması duyumu.
    10. Uyuşmalar (duyumsuzluk ya da karıncalanma duyumları).
    11. Gerçekdışılık (“derealizasyon”, gerçekdışı olma duyumu) ya da ken­dine yabancılaşma (“depersonalizasyon”, kendinden kopma duyu­mu).
    12. Denetimini yitirme ya da “çıldırma” korkusu.
    13. Ölüm korkusu.
    Ataklardan en az birinden sonra, aşağıdakilerden biri ya da her ikisi de bir ay (ya da daha uzun bir) süreyle olur:
    1. Başka panik ataklarının olacağı ya da bunların olası sonuçlarıyla (örn. denetimini yitirme, kalp krizi geçirme, “çıldırma”) ilgili olarak sürekli bir kaygı duyma ya da tasalanma.
    2. Ataklarla ilgili olarak, uyum bozukluğuyla giden davranış değişiklikleri (örn. spor yapmaktan ya da tanıdık, bildik olmayan durumlardan kaçınma gibi panik atağı geçirmekten kaçınmak için tasarlanmış davranışlar) gösterme.

  • image description

    Bipolar Duygudurum

    • 5 yıl önce

    Bipolar Duygudurum 
    Yaklaşık 2500 yıldan beri insanlığın en sık görülen hastalıkları arasında tanımlanagelmiş olmasına rağmen, duygudurum bozuklukları ancak yakın zamanlarda önemli bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ), dünya çapında en acil sağlık sorunlarını sıraladığı listesinde depresyonu dördüncü sıraya koymuştur. Her beş kadından ve her on erkekten biri yaşamının herhangi bir döneminde depresif bozukluklara yakalanmaktadır. Mani ya da hipomani ile dönüşümlü olarak giden depresif dönemler bipolar bozukluk ( BPB ) olarak tanımlanmaktadır.
    Mani ve depresyonun varlığı antik çağlara kadar dayanmaktadır. Yunan ve Latin yapıtlarında ağır depresyon ve taşkınlık nöbetleri geçiren kişiler tanımlanmıştır. Homeros, İlyada destanında Yunanaca’da öfke ve gazap anlamına gelen “mani” sözcüğünü kullanmıştır. M.Ö. 450’li yıllarda; umutsuzluk, keder, sinirlilik ve yememe şeklindeki klinik görünüm için Hipokrat, “melankoli” terimini kullanmıştır. “Eski Yunan kaynaklarında taşkın duygudurumla giden tablolar tanımlanmıştır. Milattan sonra ( M.S.) birinci yüzyılda Soranus, taşkın duygudurumla giden tabloların melankoliyle bağlantısına dikkat çekmiştir. Daha sonra Kapadokyalı Areatus (M.S. yaklaşık 150) melankoli ve mani arasında bir bağlantı olduğunu gözlemlemiş ve aynı hastaların farklı zamanlarda bu iki durumu yaşadıklarını söylemiştir. İlk kez W. Griesinger tarafından dönemsel hastalık kavramı gündeme getirilmiştir.
    Kraepelin 1895 yılında manik depresif hastalığı ilk tanımlayan kişidir. Hastalığın klinik görünümlerini tanımlamış ve bir anlamda manik – depresif bozukluk spektrumunu geliştirmiştir. Karma durumları ilk tanımlayan kişi yine Kraepelin’dir. Bleuler; 1930’larda depresif ve manik dönemlerle giden bu hastalığı “affektif bozukluklar” olarak adlandırmıştır.
    Günümüzde “Bipolar Bozukluk” Amerikan Psikiyatri Birliği ruhsal bozukluklar tanı sınıflamasına göre;
    Bipolar bozukluğu tanısı koyabilmek için, bir mani dönemi için aşağıdaki tanı ölçütlerinin karşılanmış olması gerekir. Mani döneminin öncesinde ya da sonrasında hipomani ya da majör depresyon dönemleri bulunabilir.
    Mani Dönemi
    A. Kabarmış, taşkın ya da çabuk kızan, olağandışı ve sürekli bir duyguduru- mun ve amaca yönelik etkinlikte ve içsel güçte, olağandışı ve sürekli bir artışın olduğu ayn bir dönemin, en az bir hafta (ya da hastaneye yatırılmayı gerektirmişse herhangi bir süre) süreyle, neredeyse her gün, günün büyük bir bölümünde bulunması.
    B. Duygudurum bozukluğunun olduğu ve içsel güçte ya da etkinlikte artma olduğu dönem boyunca, aşağıdaki belirtilerden üçü (ya da daha çoğu) (çabuk kızan bir duygudurum varsa dördü) belirgin derecede vardır ve bunlar olağan davranışlardan önemli ölçüde değişiktir:
    1. Benlik saygısında abartılı bir artış ya da büyüklük düşünceleri.
    2. Uyku gereksiniminde azalma (örn. yalnızca üç saatlik bir uykuyla ken­ dini dinlenmiş olarak duyumsar).
    3. Her zamankinden daha konuşkan olma ya da konuşmaya tutma.
    4. Düşünce uçuşması ya da düşüncelerinin sanki birbirleriyle yarışıyor gibi birbiri ardı sıra geldiğine ilişkin öznel yaşantı.
    5. Dikkat dağınıklığı (kişinin dikkati, önemsiz ya da ilgisiz bir dış uyarana kolaylıkla dağılır) olduğu bildirilir ya da öyle olduğu gözlenir.
    6. Amaca yönelik etkinlikte artma (toplumsal olarak, işte ya da okulda ya da cinsel bağlamda) ya da psikodevinsel kışkırma (ajitasyon) (bir amaca yönelik olmayan anlamsız etkinlik).
    7. Kötü sonuçlar doğurabilecek etkinliklere aşırı katılma (örn. aşırı para harcama, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma ya da gereksiz iş yatırımları yapma).
    Duygudurum bozukluğu, toplumsal ya da işle ilgili işlevsellikte belirgin bir düşmeye neden olacak denli ya da kişinin kendisine ya da başkalarına bir kötülüğünün dokunmaması için hastaneye yatırılmasını gerektirecek denli ağırdır ya da psikoz özellikleri vardır.

Randevu Formu

Lütfen randevu talebiniz için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

Formunuz iletilmiştir. Teşekkür ederiz.
Submit

mertalev.com

Acarkent

HARİTADA AÇ